Uzun bir cümlenin sonuna yetişemeyen kursiyerin ilk tepkisi daha çok hava almaktır. Oysa sorun genellikle miktarda değil dağılımdadır. Cümlenin ilk hecelerinde harcanan fazla hava, sonundaki heceleri havasız bırakır; alınan hava artırıldığında bu kez göğüste gereksiz bir gerginlik doğar.
Dağılımın ölçülmesi kolaydır. Kursiyer cümleyi söyler ve tam olarak hangi hecede havanın azaldığını işaretler. Ardından aynı cümle, ilk yarısı bilinçli olarak daha az hava harcanarak tekrarlanır. İki deneme yan yana duyulduğunda fark belirgindir.
Bölüştürmenin tekniği desteğin sürekliliğine dayanır. Alt kaburgaların açıklığının korunması, havanın boşalma hızını yavaşlatır; böylece aynı hava daha uzun bir cümleye yeter. Bu yüzden hava bölüştürme çalışması kaburga açıklığı çalışmasından ayrı yürütülmez.
Bazı cümleler ne yapılırsa yapılsın tek nefeste taşınamaz. Bu durumda çözüm cümleyi bölmek ve nefesi anlamı bozmayacak bir yere yerleştirmektir. Nefesin nereye konacağı müzikal bir karardır; rastgele alınan bir nefes cümleyi her seferinde başka yerden böler.
Şan derslerimizde her eserin nefes planı nota üzerine yazılır. Kursiyer hafta boyunca aynı planla çalışır; bu, hem cümlelerin tutarlı duyulmasını hem de hava bölüştürmenin alışkanlığa dönüşmesini sağlar.