Bazı sözcüklerde birkaç ünsüz yan yana gelir. Bu kümeler söylenirken ses akışı kesintiye uğrar ve ezgi parçalanır; dinleyici cümleyi bütün olarak değil bölünmüş hâlde işitir. Sorun sözcüğün kendisinde değil, kümenin zamanlamasındadır.
Temel ilke şudur: müzikal süre ünlülere aittir, ünsüzler bu sürenin içinden en az yeri alır. Bir ünsüz kümesi karşımıza çıktığında ünsüzler mümkün olduğunca sıkıştırılır ve önceki ünlünün süresi korunur. Böylece ezgi hattı kesilmez.
Uygulamada ünsüz kümesi ölçünün neresine yerleştirilir sorusu belirleyicidir. Kümenin tamamı vuruşun üzerine denk gelirse ezgi geç başlar ve tartım kayar. Doğru düzende ünsüzler vuruştan hemen önce sıkıştırılır ve ünlü tam vuruşta devreye girer.
Türkçede bu durum sık karşılaşılır; Almanca gibi ünsüz yoğunluğu yüksek dillerde ise bir çalışma başlığına dönüşür. Kursiyer yabancı dilde bir eser çalışıyorsa her ünsüz kümesi ayrı ayrı işaretlenir ve yavaş tempoda tek tek çözülür.
Çalışma yöntemi sadeleştirmeye dayanır. Cümle önce yalnız ünlülerle söylenir; böylece ezgi hattı bozulmadan kurulur. Ardından ünsüzler tek tek eklenir ve her eklemede ezgi hattının korunup korunmadığı denetlenir. Bozulma başladığı yerde durulur.
Nefes planıyla ilişkisi de gözden kaçmamalıdır. Havanın azaldığı yerde ünsüz kümesi söylemek neredeyse her zaman ezgiyi bozar; bu yüzden nefes yerleri belirlenirken ünsüz yoğunluğu yüksek heceler hesaba katılır.
Şan derslerimizde ünsüz kümeleri, eser çalışmasının teknik ayrıntılarından biri olarak ele alınır. Her küme nota üzerine işaretlenir, yavaş tempoda çözülür ve ancak ezgi hattı korunduğunda gerçek tempoya taşınır.