Konuşurken söylediğimiz a, e, i gibi ünlüler belirli bir ağız biçimiyle oluşur. Şan söylerken perde yükseldikçe bu biçim aynı kalırsa ses sıkışır, keskinleşir ve zorlanır. Bu yüzden tiz bölgede ünlüler kademeli olarak yuvarlanır, yani daha kapalı ve daha yuvarlak bir biçime doğru kaydırılır.
Bu uygulamanın İtalyan geleneğindeki adı aggiustamento'dur, yani ayarlama. Richard Miller'ın şan tekniğini sistemli biçimde ele alan çalışmasında ünlü değişimi başlı başına bir bölüm olarak işlenir; Miller, tarihsel şan öğretisini akustik ve fonetik araştırmaların ışığında yeniden açıklamasıyla tanınır ve Oberlin Konservatuvarı'nda bir müzik bölümü içindeki ilk akustik laboratuvarını kurmuştur.
Yuvarlamanın ölçüsü kolay kaçırılır. Fazla yuvarlanan bir ünlü sözü anlaşılmaz kılar; hiç yuvarlanmayan bir ünlü ise tiz bölgede sesi keskinleştirir. Doğru miktar kursiyerin ses tipine, eserin diline ve perdenin yüksekliğine göre değişir; bu yüzden genel bir sayı verilemez, derste kulakla ayarlanır.
Çalışmanın en açık yolu aynı ezgiyi iki farklı biçimde söyleyip karşılaştırmaktır. Kursiyer önce ünlüyü konuşma biçiminde tutarak tize çıkar, ardından kademeli yuvarlamayla aynı yolu tekrarlar. İkinci deneme neredeyse her zaman daha az zorlayıcıdır ve bu fark kursiyerin kendi kulağına yerleşir.
Şan derslerimizde ünlü yuvarlama, tiz bölge çalışması başladığı anda devreye girer. Yuvarlama miktarı her kursiyer için ayrı ayrı belirlenir ve çalışılan eserin nota üzerine işaretlenir.