Bir kursiyere aynı perdede sırayla a, e, i, o, u söyletildiğinde çoğu zaman beş ayrı ses duyulur: biri parlak, biri boğuk, biri sıkışık. Oysa olgun bir söyleyişte bu beş ünlü birbirine yakın renkte çıkar; dinleyici ünlü değişimini sözden anlar, tınıdan değil.
Farkın nedeni her ünlünün kendi doğal ağız biçimine sahip olmasıdır. i söylenirken dil öne ve yukarı gider, u söylenirken dudaklar büzülür, a söylenirken ağız açılır. Bu değişiklikler ses yolunun biçimini değiştirir ve tını doğal olarak farklılaşır. Tını eşitliği bu farkı yok etmek değil, uçlarını birbirine yaklaştırmaktır.
Çalışmanın yolu ünlüleri tek tek değil, birbirine bağlayarak söylemektir. Tek bir nefeste a'dan e'ye, e'den i'ye kesintisiz geçilir; geçiş sırasında sesin kalınlığı ya da parlaklığı sıçrarsa o geçiş noktası işaretlenir. Ardından o iki ünlü arasında kısa ve yavaş alıştırmalar yapılır.
Eşitliğin ölçütü kaydetmektir. Kursiyer kendi kulağıyla bu farkı sınırlı ölçüde duyar; kayıttan dinlediğinde ise hangi ünlünün diğerlerinden ayrıldığı açıkça belli olur. Bu yüzden ünlü çalışmaları düzenli olarak kaydedilip birlikte dinlenir.
Şan derslerimizde tını eşitliği ikinci kurdan itibaren düzenli bir başlık olarak işlenir. Ünlüler arasındaki uçlar yaklaştıkça kursiyerin dil değiştirmesi, farklı türlerde söylemesi ve uzun cümleleri taşıması belirgin biçimde kolaylaşır.