Dudak trili, dudakların gevşek biçimde birbirine değmesi ve aradan geçen havayla titreşmesiyle oluşur. Şan çalışmasında bu kadar yaygın kullanılmasının nedeni basit: tril ancak hava düzenli aktığı sürece sürer. Akış kesildiği anda tril de kesilir, yani kursiyer kendi hatasını duyar.
Bu özellik dudak trilini bir tanı aracına dönüştürür. Bir ezgi tril ile söylendiğinde hangi ölçüde havanın azaldığı, hangi aralıkta tutukluk çıktığı ve cümlenin neresinde destek düştüğü doğrudan işitilir. Aynı ezgi açık ünlüyle söylendiğinde bu bilgiler ünlünün ardına saklanır.
Tril ayrıca dudak ve çene kaslarını gevşetir. Titreşimin sürmesi için dudakların serbest olması gerekir; sıkılan bir çene trili anında durdurur. Bu yüzden çenesini kilitleme alışkanlığı olan kursiyerlerde tril, sözle yapılan uyarıdan daha hızlı sonuç verir.
Trilin sınırı da bilinmelidir. Dudak trili ses yolunu ağız tarafından kısmen kapattığı için söyleyişi kolaylaştırır; bu kolaylık doğrudan açık ünlüye taşınmaz. Bu yüzden derste tril ile söylenen her alıştırma hemen ardından aynı ezgiyle, açık ünlüyle tekrarlanır ve iki durum karşılaştırılır.
Şan derslerimizde dudak trili hem ısınmada hem de bir eserin zorlanan bölümünü çözmede kullanılır. Kursiyer bölümü önce trille, sonra tek ünlüyle, en son sözle söyler; böylece sorunun nefeste mi, ünlüde mi yoksa sözde mi olduğu adım adım ayrılır.