Ağlamaklı ton, adından anlaşılacağı gibi ağlama anındaki ses üretimine benzeyen bir tınıdır. Gırtlak bu durumda göreli olarak düşük ve rahat bir konumda bulunur, yutak açılır ve ses yumuşak bir dolgunluk kazanır. Şan pedagojisinde bu duyum, gırtlağı zorlamadan tize çıkmayı öğretmek için sık kullanılır.
Tekniğin işe yaramasının nedeni fizyolojiktir. Ağlama benzeri düzende ses telleri birbirine tam olarak yaklaşır ancak aşırı basınç uygulanmaz; gırtlak yukarı kaçmaz. Kursiyer bu konumu bir kez tanıdığında, bağırmaya kaymadan yüksek notalar söyleyebileceği bir referans elde eder.
Kullanımın sınırı vardır. Sürekli ağlamaklı tonla söylemek anlatımı tek düze yapar ve tınıyı ağırlaştırır. Bu tını bir renk olarak, cümlenin belirli yerlerinde ve bilinçli olarak devreye girmelidir. Karar müzikaldir: metnin hangi sözcüğünde daha içten bir ton isteniyorsa orada.
Farklı türlerde bu tınının karşılığı değişir. Klasik söyleyişte ölçülü bir biçimde, tınıyı koyulaştırmak için kullanılır; popüler ve soul söyleyişinde ise daha belirgin biçimde, anlatımın merkezine yerleşir. Her iki durumda da temel aynıdır; farklılaşan şey dozdur.
Çalışma yolu taklitle başlar. Kursiyerden gerçekten ağlamaklı bir hâlde kısa bir cümle söylemesi istenir; ardından aynı cümle söz konusu tınının yalnızca izi kalacak biçimde tekrarlanır. İkinci deneme, aranan orta noktadır. Bu iki uç arasındaki mesafe kursiyerin çalışma alanıdır.
Tınının yanlış kullanımı da tanınmalıdır. Ağlamaklı ton gırtlak bastırılarak üretilmeye çalışılırsa ses boğuklaşır ve sözler anlaşılmaz olur; bu, aranan şeyin tam tersidir. Ölçüt kolaydır: doğru kullanımda söyleyiş rahatlar, yanlış kullanımda zorlaşır.
Şan derslerimizde bu tını, tiz bölgeye çıkışta bağırma alışkanlığı olan kursiyerlerde erken devreye girer. Ardından bir renk olarak eser üzerinde çalışılır; hangi cümlede ne kadar kullanılacağı nota üzerine işaretlenir.