Müzeyyen Senar, yirminci yüzyıl Türk musikisinin uzun soluklu icracılarındandır. İcrasının en çok konuşulan yönü sözün anlaşılırlığıdır; hangi kayıt dinlenirse dinlensin güftenin her sözcüğü ayırt edilebilir. Bu, tesadüfen ortaya çıkan bir nitelik değildir.
Anlaşılırlığın teknik dayanağı ünsüzlerdir. Dinleyici sözü ünlülerden değil ünsüzlerden anlar; ünlüler sesi taşır, ünsüzler sözcükleri birbirinden ayırır. Netlikle tanınan icracıların ortak özelliği, ünsüzleri ezgiyi bölmeyecek kadar kısa ancak duyulacak kadar belirgin tutmalarıdır.
İkinci dayanak nefes planıdır. Cümle sonuna varmadan havası biten bir icracı son heceleri yutar ve anlaşılırlık orada kaybolur. Bu yüzden netlik, diksiyon çalışmasından önce nefes bölüştürme çalışmasıyla ilgilidir.
Türkçenin kendine özgü güçlükleri de vardır. Sözcük sonlarındaki ünsüzler ve ünsüz kümeleri hızlı tempoda söyleyişi zorlaştırır. Türk musikisi dağarının çoğunlukla orta tempolu olması bu güçlüğü hafifletir, ancak usul değiştiğinde sorun yeniden belirir.
Netlik ile tını arasında bir denge kurulur. Ünsüzleri aşırı belirginleştirmek ezgiyi parçalara böler ve legatoyu bozar; tamamen yumuşatmak ise sözü kaybettirir. Bu dengeyi kurmak, üslubun ölçülebilir yönlerinden biridir.
Şan derslerimizde Türkçe dağar üzerinde çalışan kursiyerlerde diksiyon ayrı bir başlıktır. Kursiyer kendi kaydını dinleyerek hangi sözcüklerin kaybolduğunu tespit eder ve çalışma bu tespit üzerine kurulur.