Muharrem Ertaş, ses kayıtları günümüze ulaşmış Orta Anadolu Abdal geleneğinin en eski temsilcilerinden biridir ve bu geleneğe özgü bozlak çalma ve söyleme tavrının önde gelen isimleri arasında anılır. Oğlu Neşet Ertaş müzik yaşamına babasıyla birlikte, yöre icralarında saz çalıp türkü söyleyerek başlamıştır.
Bozlak icrasının kendine özgü bir bedensel düzeni vardır. Bozlak söylenirken elin kulağa götürülmesi, sağ elin kulak üstünde tutulması geleneksel bir uygulamadır. Bu hareket yalnız bir alışkanlık değildir; icracının kendi sesini duymasını kolaylaştırır.
Bozlakın yazıya geçmemesi teknik bir sonuç doğurur. Kaynaklar bozlakın notası olmadığını, icracının içinden geldiği gibi ve olabildiğince yüksek sesle haykırdığını belirtir. Bu, ezginin her icrada aynı olmadığı, tavrın ise değişmediği anlamına gelir.
Neşet Ertaş bozlak icrasını Muharrem Ertaş gibi bir ustadan, geleneğin içinde öğrenmiştir ve yaşam deneyimini bozlaklarına yansıtmıştır. Abdal geleneğinin son temsilcisi olarak anılması, bu aktarım zincirinin sonuna işaret eder.
Kursiyer açısından bu geleneğin dersi aktarım biçimidir. Notaya yazılmayan bir söyleyişin öğrenilmesinin tek yolu dinlemek ve taklit etmektir; yazı yalnız iskeleti verir. Bu yüzden yöresel dağar üzerinde çalışan kursiyerde kayıt dinleme zorunlu bir bölümdür.
Şan derslerimizde yöresel dağar üzerinde çalışan kursiyerler için kayıt dinleme düzenli olarak yapılır. Aynı ezginin farklı icracılardan dinlenmesi, hangi ayrıntının yöreye hangisinin icracıya ait olduğunu ayırt etmeyi sağlar.