Hafızlık geleneği, uzun bir metnin ezberden ve doğru telaffuzla okunması üzerine kurulu bir eğitimdir. Amacı doğrudan şan eğitimi değildir; ancak yürütülen çalışma ses kullanımını da terbiye eder ve bu geleneğin içinden çıkan birçok icracı Türk musikisinde yer almıştır.
Geleneğin ses açısından ilk kazanımı nefes yönetimidir. Uzun bölümlerin kesintisiz okunması, nefesin planlanmasını ve havanın bölüştürülmesini zorunlu kılar. Bu beceri şan dağarına doğrudan aktarılabilir.
İkinci kazanım telaffuz netliğidir. Metnin doğru söylenmesi bu eğitimin merkezindedir; ünsüzlerin ayırt edilebilir olması, sözcük sonlarının duyulması ve vurguların yerinde olması üzerinde titizlikle çalışılır. Bu, şan diksiyonunun tam karşılığıdır.
Üçüncü kazanım dayanıklılıktır. Uzun süre sesle çalışmak, sesin yorulma eşiğini ve toparlanma süresini tanımayı öğretir. Bu farkındalık, düzenli sahne alan bir icracı için tekniğin kendisi kadar önemlidir.
Dördüncü kazanım eşliksiz söyleyiştir. Çalgı eşliği olmadığında perdeyi tutan tek şey icracının kendi kulağıdır; uzun bir okuma boyunca karar perdesinin korunması ayrı bir beceridir ve şan dağarında eşliksiz bölümlerde doğrudan işe yarar.
Şan derslerimizde bu gelenekten gelen kursiyerlerde var olan beceriler tespit edilir ve program buna göre kurulur. Nefes ve diksiyon çoğunlukla hazırdır; çalışma register, tını ve dağar başlıklarına yönlendirilir.