Ağıt, Anadolu'da yaygın bir söyleyiş biçimidir ve belirli bir ezgi kalıbından çok bir anlatım biçimi olarak tanımlanır. Ölçüsü sözün kendisinden gelir; usul çoğunlukla serbesttir ve cümlelerin uzunluğu metnin gereğine göre değişir.
Bu serbestlik teknik bir güçlük üretir. Belirli bir usul olmadığında icracı zamanı kendi kurar; cümle uzunlukları eşit olmadığı için nefes planı her cümle için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Notaya dayalı bir çalışma bu düzeni tam olarak vermez.
İkinci güçlük tını tercihidir. Ağıt söyleyişinde ses çoğunlukla ağlamaya yakın bir renk taşır. Bu tını doğru kurulduğunda gırtlak rahat ve düşük bir konumda kalır; gırtlak bastırılarak üretilmeye çalışıldığında ise ses boğuklaşır ve sözler anlaşılmaz olur.
Üçüncü güçlük duygusal yüktür. Yoğun bir anlatım gerektiren bu dağar, icracıyı bedensel olarak da zorlar; nefes düzensizleşebilir ve gerginlik boyun bölgesinde birikebilir. Bu yüzden çalışma süreleri kısa tutulur.
Yöresel ayrımlar ayrıca öğrenilir. Aynı anlatım biçimi farklı yörelerde farklı süsleme ve farklı tartım anlayışıyla icra edilir; bu ayrım notada görünmez, kayıt dinlemeyle öğrenilir.
Şan derslerimizde ağıt ve uzun hava dağarı üzerinde çalışan kursiyerlerde serbest tartım ve tını tercihi ayrı ayrı ele alınır. Kayıt dinleme bu dağarda çalışmanın zorunlu bir parçasıdır.